Millî Eğitim Bakanlığı, İstanbul’da düzenlenen III. Eğitimde Yapay Zekâ Zirvesi’nde eğitimde yapay zekâya ilişkin yaklaşımını kamuoyuyla paylaştı. Zirve, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’nde düzenlendi ve “yapay zekâ, insan ve gelecek odağında eğitimin dönüşümü” temasını merkeze aldı. Gündem yalnızca yeni bir teknoloji duyurusundan ibaret değildi; öğretmen, öğrenci, veri ve politika başlıklarını birlikte ele alan bir eğitim dönüşümü tartışmasıydı.

YEĞİTEK’in vurgusu neydi?

Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı, zirve kapsamındaki Liderler Paneli’nde Bakanlığın yapay zekâ stratejilerini ve sahadaki uygulamalarını anlattı. YEĞİTEK açıklamasına göre konuşmada, eğitim teknolojilerinin dersliklere ve öğretim programına entegrasyonu, dijital platformların daha etkili kullanımı ve yerli eğitim teknolojileri ekosisteminden gelen verinin politika üretimindeki rolü öne çıktı.

Bu ayrım önemli çünkü yapay zekâ eğitimde tek başına bir yazılım satın alma meselesi olarak görülmüyor. Bakanlık tarafındaki vurgu, öğretmenleri destekleyen, karar alma süreçlerini güçlendiren ve öğrencinin öğrenme ihtiyacını daha iyi anlamaya çalışan araçların dikkatli şekilde sisteme yerleştirilmesi yönünde.

Zirvenin daha geniş gündemi

MEB’in merkezî duyurusunda, Bakan Yardımcısı M. Bilal Macit’in zirveye katıldığı ve yapay zekâ, büyük veri, artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerin eğitim açısından kaçınılmaz bir dönüşüm başlığı haline geldiğini söylediği aktarılıyor. İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür de erken çocukluktan meslek liselerine kadar uzanan teknoloji odaklı eğitim yaklaşımını anlattı.

Bu tablo abartılı bir “her şey değişti” anlatısına indirgenmemeli. Resmî açıklamalar, eğitim sisteminin bir gecede yapay zekâya devredileceğini söylemiyor. Daha çok öğretmen yetkinliğini artırma, öğrencileri üretim odaklı teknoloji ekosistemiyle tanıştırma ve süreçleri veri temelli hale getirme hedefinden söz ediyor.

Öğretmenin rolü merkezde kalıyor

Eğitimde yapay zekâ tartışmalarının en hassas tarafı öğretmenlerin konumu. Bakanlığın açıklamalarında yapay zekâ, öğretmenin yerine geçecek bir unsur olarak değil, öğretmenin kararlarını destekleyen bir araç seti olarak konumlandırılıyor. Öğrenci gelişimini izleme, içerik üretimini kolaylaştırma, ölçme-değerlendirme süreçlerini destekleme ve yöneticilere daha iyi veri sunma gibi alanlar öne çıkıyor.

Bunun başarıya dönüşmesi ise yalnızca teknoloji altyapısına bağlı değil. Öğretmen eğitimi, veri güvenliği, pedagojik kalite, ölçme araçlarının güvenilirliği ve öğrenciler arası fırsat eşitliği aynı derecede kritik. Yapay zekâ destekli bir sistem, yanlış tasarlandığında öğrenciyi etiketleyen, öğretmenin karar alanını daraltan veya veriyi yalnızca rapor üretmek için kullanan bir yapıya dönüşebilir. Bu nedenle eğitimde yapay zekâ başlığı, teknik olduğu kadar etik ve idari bir başlık.

Zirveden çıkan en güçlü mesaj da burada toplanıyor: yapay zekâ eğitimde ancak insan merkezli, denetlenebilir ve pedagojik hedeflerle uyumlu kullanıldığında anlamlı olacak. MEB’in açıklamalarında öne çıkan yön, teknolojiyi sınıfa taşırken öğretmenin rolünü korumak, öğrencinin öğrenme sürecini daha iyi anlamak ve okul yönetimlerine daha sağlıklı veri sunmak. Uygulama tarafındaki başarı ise bu başlıkların ne kadar somut projeye dönüşeceğiyle ölçülecek.

Bu yüzden bundan sonraki aşamada izlenmesi gereken başlık, tek tek araç isimlerinden çok uygulama kalitesi olacak. Hangi verilerin işleneceği, öğretmenlerin hangi eğitimleri alacağı, okul yöneticilerinin hangi göstergeleri kullanacağı ve öğrencilerin mahremiyetinin nasıl korunacağı netleştikçe MEB’in yapay zekâ vizyonunun gerçek etkisi daha sağlıklı değerlendirilebilecek.