The New Yorker’ın 6 Nisan 2026’da yayımladığı kapsamlı Sam Altman dosyası, OpenAI CEO’sunun liderliği, şirket içi güven krizi ve 2023’teki kısa süreli görevden alınma sürecini yeniden gündeme taşıdı. Ronan Farrow ve Andrew Marantz imzalı yazı, eski ve mevcut çalışanlarla yapılan görüşmelere, yönetim kurulu gerilimlerine ve bazı iç belgelere dayanan iddialar içeriyor. Bu nedenle dosyayı kesin hüküm gibi değil, ciddi bir araştırma çalışması ve ona verilen yanıtlar üzerinden okumak gerekiyor.
Dosyanın merkezindeki iddialar
The New Yorker’a göre 2023 sonbaharında OpenAI içinde bazı yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey isimler, Altman’ın karar alma biçimi ve şeffaflığı konusunda ciddi kuşkular taşıyordu. Yazıda, Ilya Sutskever’in yönetim kuruluna gönderdiği iddia edilen notlar, Altman’ın bazı konularda yöneticilere ve kurul üyelerine farklı bilgiler verdiği yönündeki suçlamalarla birlikte aktarılıyor. Makalede geçen tanıklıkların bir bölümü sert ifadeler içeriyor; ancak bunların önemli kısmı tarafların yorumlarına ve kapalı kapılar ardındaki belgelere dayanıyor.
Bu nokta önemli: The New Yorker iddiaları yayımladı diye tüm anlatı mahkeme kararı veya bağımsız denetim sonucu haline gelmiş olmuyor. Buna karşılık dosya, OpenAI gibi küresel ölçekte etkili bir yapay zekâ şirketinde yönetişim ve hesap verebilirlik tartışmasının neden bitmediğini gösteriyor.
OpenAI ve Altman cephesi ne diyor?
Altman ve OpenAI tarafı bu tabloya itiraz ediyor. TechCrunch’ın aktardığına göre Altman, yazının yayımlanmasından sonra kişisel blogunda makalenin “kışkırtıcı” etkisine dikkat çekti ve kendisine yönelik anlatımın çarpıtıcı olduğunu savundu. OpenAI yönetimi de 2024’te WilmerHale incelemesinin ardından Altman ve Greg Brockman’ın liderliğine güven duyduğunu açıklamıştı. Bu resmi açıklama, The New Yorker’daki yeni anlatıyla açık bir gerilim içinde duruyor.
OpenAI’ın güncel kurumsal yapısı da tartışmanın arka planını oluşturuyor. Şirket, 2015’te kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kurulduğunu; 2019’da araştırma ve dağıtım çalışmalarını ölçeklemek için kâr amaçlı bir bağlı yapı oluşturduğunu; 2025’te ise OpenAI Group PBC yapısına geçtiğini kendi yapısal açıklamalarında belirtiyor. Dolayısıyla liderlik tartışması yalnızca kişisel güven meselesi değil, OpenAI’ın misyonu ile sermaye ihtiyacı arasındaki dengeyle de ilgili.
Neden önemli?
OpenAI bugün model geliştirme, tüketici ürünleri, kamu anlaşmaları ve yapay zekâ altyapısı alanlarında büyük etkiye sahip. Bu ölçekteki bir şirketin yönetim yapısı, yalnızca çalışanları veya yatırımcıları ilgilendirmiyor; yapay zekâ güvenliği, rekabet, kamu denetimi ve platform bağımlılığı tartışmalarını da etkiliyor.
Dosyanın güncel değeri de buradan geliyor. OpenAI artık yalnızca yeni model çıkaran bir araştırma laboratuvarı değil; kamu kurumları, şirketler, geliştiriciler ve milyonlarca kullanıcı için altyapı sağlayan bir platform. Böyle bir aktörde liderlik güveni ve yönetim kurulunun gerçek denetim gücü, ürün stratejisi kadar önemli hale geliyor.
Sonuçta The New Yorker dosyası Altman hakkında ciddi iddialar içeriyor; ancak iddiaların bir bölümü taraflı tanıklıklar ve yorumlarla iç içe. OpenAI ise daha önceki bağımsız inceleme ve kendi kurumsal açıklamaları üzerinden liderliğini savunuyor. Bu nedenle dosya, “Altman haklı mı, eleştirmenler haklı mı?” ikiliğinden çok OpenAI’ın yönetişim yapısı ve denge-denetim sorunu üzerinden değerlendirilmeli.